Hemoroidal Hastalıklarda Güncel Tedavi Yöntemleri / Op. Dr. Levent Akgün KAZAK

Halk arasında ‘basur’, ‘mayasıl’ olarak bilinen hemoroidal hastalık, anal kanalın alt kısmındaki damar yastıkçıklarının genişlemesi ve yer değiştirmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu durum genellikle makat bölgesinde ağrı, kanama, kaşıntı, akıntı ve ele gelen şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Hastaların yaşam kalitesini ve çalışma performansını ciddi şekilde etkileyen bu durumun tanı ve tedavisi, güncel tıp literatüründe yer alan bilgiler ışığında ele alınmalıdır.

Hemoroidal Hastalığın Sınıflandırılması

Hemoroit, anatomik konumlarına göre iç (internal) ve dış (external) olmak üzere iki gruba ayrılır. İç hemoroit, dentate çizginin üzerinde yer alırken, dış hemoroitler çizginin altında yer alır. Özellikle iç hemoroit, evrelerine göre sınıflandırılır:

  • 1. derece: Kanama olabilir ancak sarkma yoktur.
  • 2. derece: Defekasyonla birlikte dışarı sarkar ancak kendiliğinden geri çekilir.
  • 3. derece: Dışarı sarkar ve elle içeri itilebilir.
  • 4. derece: Sürekli dışarıda kalır ve içeri itilemez, genellikle komplikasyonludur.
  •  

Tanısal Yaklaşım

Hastalarımıza tanı koyarken öncelikle detaylı bir hikâye alınır. Rektal kanama, dışkılama alışkanlıklarındaki değişiklikler, ağrı ve kaşıntı gibi belirtilerin varlığını sorgularız. Ardından fizik muayene ve anoskopi yapılır.  Bazı durumlarda kolonoskopi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabilir; özellikle 50 yaş üzeri hastalarda veya kanama şikâyeti olanlarda kolorektal kanser gibi ciddi patolojileri dışlamak için bu tetkikler önerilmektedir. 

Tedavi Yaklaşımları

Tedaviyi, hastalığın evresine, semptomlarına ve hastanın genel sağlık durumuna göre bireyselleştirilmektedir. Günümüzde hem medikal hem de cerrahi birçok güncel tedavi mevcuttur. Öncelik medikal tedavidedir. 

  1. Medikal (Konservatif) Tedavi: Özellikle 1. ve 2. derece hemoroitte ilk basamak tedavi, yaşam tarzı değişiklikleri ve medikal tedavilerdir. Bunlar:
    • Diyet düzenlemesi: Liften zengin beslenme, bol sıvı alımı ve düzenli dışkılama alışkanlığının kazandırılması, acılı baharatlı gıdalardan kaçınması
    • Tuvalet alışkanlıklarının düzeltilmesi: Günün belli saatlerinde dışkılama alışkanlığının kazanılması. Uzun süre ıkınmaktan, tuvalette telefonla ilgilenmek veya kitap okumaktan kaçınılması. 
    • İlaçlar: Topikal olarak uygulanan kortikosteroid içeren pomatlar, anestetik merhemler, venotonik vb etkili ağızdan alınan ilaçlar
    • Ilık su oturma banyoları: Günde 2-3 kez 10-15 dakika uygulanabilir Bu tedavi ile çoğu hastamızda şikayetlerin gerilediğini görürüz. Ancak tekrarlayan ataklar veya ilerlemiş evrelerde daha invazif yöntemlere geçilmesi gerekebilir.
  2. Minimal İnvaziv Girişimler: Medikal tedaviye yanıt alınamayan veya 2. ve 3. Derece hemoroitte tercih edilen, ağrısız ve kısa sürede iyileşme sağlayan girişimsel yöntemlerdir:
  • Lastik Band Ligasyonu (Rubber Band Ligation): Uyguladığımız yöntemlerden biridir. İç hemoroit paketin tabanına lastik halka yerleştirilerek dolaşımı kesilir. 7-10 gün içinde doku nekroze olur ve düzelme sağlanır. 
  • Skleroterapi (İğne ile büzüştürme): Hemoroit dokusuna sklerozan madde enjekte edilerek damarlar tıkanır ve küçülme sağlanır. Kan sulandırıcı kullanan veya yaşlı hastalarda avantajlıdır.
  •  Lazer ile Ablasyon, İnfrared Koagulasyon ve Bipolar Diatermi: Hemoroidal damarları ısı enerjisi ile koagüle ederiz. Basit ve ağrısız işlemlerdir. Genellikle 1. ve 2. derece bir nebze de 3. derece hemoroitte etkilidir.  Özellikle lazer uygulamasının komplikasyonun ve ağrı sorunlarının azlığı nedeniyle son yıllarda daha sık olarak kullanılan bir prosedür olarak dikkati çekmektedir. 
  1. Cerrahi Tedavi Yöntemleri: Cerrahi müdahaleyi genellikle 3. ve 4. Derece hemoroitte, dış hemoroidal trombozlarda veya diğer tedavilere dirençli vakalarda önermekteyiz. Günümüzde uyguladığımız modern cerrahi yöntemler şunlardır:
    • Konvansiyonel Hemoroidektomi (Milligan-Morgan, Ferguson ve benzeri yöntemler): En radikal tedavi yöntemleridir. Hemoroidal dokuları üç bölge kuralıyla tamamen çıkarılır. Ağrı ve iyileşme süresi daha uzun olmakla birlikte, tekrarlama ihtimali düşüktür. Komplikasyon riski ise daha yüksektir.
    • Stapler Hemoroidopeksi (Longo Yöntemi): İç hemoroitin yukarıya asılması prensibine dayanır. Doku çıkarımı yerine, hemoroidin yukarıya çekilmesi ve kan akımının azaltılması hedeflenir. Daha az ağrılı olmakla birlikte kendine özgü (darlık vs.) bazı komplikasyonları nedeniyle prolapsusu (kalın bağırsağın makattan dışarı uzanması durumu) olan ileri evre hemoroitlerde uygulanmaktadır.
    • THD (Transanal Hemoroidal Dezarterizasyon): Son yıllarda kullanımı artan bir diğer yöntemde Doppler ultrason eşliğinde hemoroidal atardamarların bulunarak bağlanmasıdır. Kan akımını azaltarak hemoroidin küçülmesi sağlanır. Minimal invaziv bir yöntemdir, ağrı oldukça azdır.

Ameliyat Sonrası Dönem ve Takip

Her cerrahi sonrası dönemde olduğu gibi hemoroit ameliyatları sonrası da dikkatli bir takip süreci gereklidir. Kontrollerin aksatılmaması önem arz eder.  Özellikle ilk haftalarda:

  • Yara yerinin temiz tutulması
  • Ağrının kontrolü için analjezik tedavi
  • Lifli diyet ve bol sıvı alımı
  • Gerekirse dışkı yumuşatıcı kullanımı
  • Nükslerin önlenmesi açısından yaşam tarzı değişikliklerinin kalıcı hale getirilmesi.
  •  

Op. Dr. Levent Akgün Kazak

Genel Cerrahi Uzmanı

Önceki Yazı

Benzer Yazılar